
Başladığı günden beri gitmek istediğimiz Sinematek etkinliğine nihayet 4 Ağustos'taki Macbeth filmiyle iştirak ettik. Öncelikle İzmir Havagazı Fabrikası'na ilk kez giden biri olarak kırmızı ışıklandırmayı çok beğendim. Filmin gösterildiği alandaki armutlar ise bana sürpriz oldu. Gerçi gittiğimiz saat itibariyle armutlarda yer bulmak imkansız olduğu için plastik sandalyelerde oturduk ama ortam güzeldi. Zaten hava sıcaklığı 50 derece olduğu için oldukça güzel esen havada film izlemek keyifli olurdu ama olamadı. Neden?
Blogu açalı 1 sene olduğuna inanamayarak şoku üstümüzden attıktan sonra kutlamalar için 20. Blues Festivali'nin yolunu tuttuk. Bu arada 1. seneyi hit patlamasıyla tamamladığımızı açıklayayım da düşmanlarımız çatlasın. Yazıyı yazarken baktığımda bir önceki gün 1117 tıklamaya ulaşan "Çok Kişisel Blog"umuz kendi rekorunu da çok kişisel içeriğe rağmen kırmış oldu. Darısı diğer deneysel sitelerimizin başına.
Zaman ne hızlı geçiyor geyiklerini bolca yaptığımız günde ilk durağımız kutlamayı zirveye ulaştırmak için kafaları kıracağımız harika mekan Rock'nBeer'dı. Konsere geç kalmamak amacıyla hızla Mandalin Mojito (köyceğizden gelmiş özel mandalinle yapılmış), Meg Ryan ve görüntüsü ürkütücü tadı şahane Beyindeki Ur yuvarlandıktan sonra Hilton'a giriş yapıldı.
Burada 10'ar milyona yediğimiz hamburger fiyatından dolayı çok lezzetliydi. Cuma gecesinin çok coşkulu geçtiğini söyleyemiyeceğim ama biz yine dans ettik ve memilik sahne önünden şahane fotoğraflar çekti. Sonra gecenin bitmesine yakın fotoğraf çekilmesini yasaklıyası geldi. Zaten çekilecek herşey çekilmişti yasak sadece kıllığına mıydı anlayamadık.
Efes Festivali çok istikrarlı ve kaliteli bir festival ama bir kaç eleştiride bulunmak isterim. 3 senedir üst üste festivale giden biri olarak artık sahne tasarımının değişmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu sene hatıralık ürünlerde ciddi bir düşüş vardı. Yaratıcılık olarak ta çok eksiklerdi. Eminim bu tarz konserlerde bu tarz hatıralıkları toplamayı seven pek çok kişi vardır. Yani üzerinde daha çok vakit harcanması gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Neyse zaten ilk sahne alan Ray Schinnery'i kaçırdık. En eğlenceli performans Terry Evans'ınkiydi.
İzmir'den kalkıp Kars'a gitmek insanın bir anda aklına gelmiyor. Ama gezmeyi ve farklı yerler görmeyi seven biri olarak anne ziyareti bahanesiyle hiç aklıma gelmeyecek bir şehri ziyaret etmiş oldum. İlk merak edilen detaya hemen yanıt vereyim. Evet, Kars'ta havalimanı var. İzmir'den direk uçuşta var. Tabii zamanınız uyuyorsa direk uçuşla 2 saat sonra Kars'a ulaşmış oluyorsunuz. Ermenistan sınırında bulunan Kars en doğuda bulunan şehirlerimizden. İlk olarak aklıma nedense dağlık bir yermiş gibi geldi ama aksine Kars dümdüz ovalardan oluşuyor. Kışın -40 derecelere kadar düşen hava sıcaklıkları bitki örtüsü gelişmesini engellediği için çevrede tek bir ağaç görmek neredeyse imkansız.

Rock'n Beer'ın artık açık olan ön tarafında beer bong yapıp kayan arkadaşlara teker teker şahit olduk. Beer bong yüzünden dünü ve bugünü hatırlamayanlar olarak kümelenen arkadaşlar birbirlerine anılarını aktararak hatıralarını canlandırmaya çalıştılar.
Rock'n Coke Toplama Kampına Giriş
Bu başlığı boşuna atmıyorum. Diğer günleri bilemem ama cuma gecesi kampa giriş yapan bizlerin kamp alanına giriş çok uzun zaman aldı. Tabii ki aramaların yapılması gerekiyor ama tavır da çok önemli. Toplama kampı hissi İstanbul Park'ın ilginç kapı girişlerinde de kaynaklanıyor.
Gri demir turnikeler bitmeyen merdivenler, polis, jandarma, güvenlik görevlileri, kapıda x-ray'den geçiş, o neydi bu neydi cevap veriş. Sonra bilekliğin takılıp tam girdim dediğin anda insandan örülme bir duvar ve megafondan gelen emir veren bir ses "çantaları yere bırakın ve çantalardan 3 metre uzaklaşın.??
Ortamda ister istemez bir tedirginlik. Sanki dünyanın en illegal şeyini içeri sokuyormuşcasına bir his. K-9'un kokusunu beğenmediği şanssız bir arkadaşın donuna kadar tüm eşyalarını görmemizde cabası oldu. Daha bitmedi, " Mahkumlar yürümek yasak kamp alanına servisle gidilecek". Çok mantıklı. Neyse gidiş...
Festivalde İlk Gün Sabah 7 Güneşiyle Ter İçinde Uyanış
Geceden çadırı kurmak bizi gündüz güneşinin altında çadır kurmaktan kurtardığı için birbirimizi tebrik ettik.
Madem uyandık açız gidelim dedik 10'a kadar festival alanına geçemezsiniz ey mahkumlar dediler. Güneşte kav-rul-duk.
Festivalin Açılışı Aylin Aslım'dan
Sıcak altında zorlayıcı bir performans ve ilk konserin heyecanıyla sahne önünden konseri izlemeye çalıştık. Daha sonra bunun çok saçma olduğunu anladık. Aylin Aslım fena değildi işte. Kimse kusura bakmasın sıra gelince anlatacağım The Prodigy performansından sonra çıta çok yükseldi.

Olympos'a Türkiye'nin İlk Reggea Festivali'ni izlemeye giden biz, ortada aslında bir festival olmadığını görünce 1. Geleneksel Jumping Photo Fest'i düzenlemeye karar verdik. Bu fotoğraf tamamen onun sonucu. Anlayamadığım madem organizasyonu yapamayacaksın neden insanları heyecanlandırıyorsun? Türkiye'ye reggea festivali için gelen Memo'nun (bildiğimiz Hanzo) 4 yabancı arkadaşına festivalin yapılmadığını - bişeyler yaptılar ama ona festival denmez daha çok "bize gidelim müzik dinleyelim organizasyonunda eğlenme çabası" denir- açıklamak bir hayli zor oldu. Ama biz o kadar eğlendik ve o kadar inanılmaz yedik ki onlarda bize gayet ayak uydurdular kısacası kendi festivalimizi düzenledik.





